Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Yılı Daha Geride Bırakırken ...

Bir yılın daha sonuna geliyoruz. Koca bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. Durup düşününce, bir yıl dediğimiz şey ne çok anı, ne çok duygu, ne çok insan barındırıyor içinde… Kazandıklarımızı, kaybettiklerimizi, içimizde birikenleri tek tek düşünmenin tam zamanı belki de. Gözlerimi kapatıyorum ve geçmişe doğru küçük bir yolculuğa çıkıyorum. Bu yolculukta en çok fark ettiğim şey, sırtımdaki yüklerden yavaş yavaş kurtulmuş olmam. Hayatıma gerçekten bana iyi gelen insanlarla devam etmeyi seçmişim. Meğer bir yılın içine ne çok veda sığdırmışım… Tek tek, sessizce, bazen zorlayarak kendimi; hayatımın eleğinden geçirmişim insanları. En yakınım dediğim arkadaşlarıma, bir zamanlar gözlerinin içine bakarken “işte benim dünyam” dediğim insana bile veda etmişim. Bazen bir insana, bazen bir duyguya, bazen de kafamın içindeki o kara bulutlara… Her birini bırakmak kolay olmadı elbette ama hepsi beni biraz daha hafifletti. Yeni bir seneye girmeden önce, yüklerinden arınmış bir Cansu yaratm...

Rayların Arasında Bir Sabah, İstanbul’a Doğru

Resim
  Bir tren yolculuğundan kocaman bir günaydın… Bir İstanbul yolculuğundan, içi heyecan dolu bir günaydın. Hep bu şehirde beni kendine çeken bir şey var. Nedir tam olarak bilmiyorum ama bildiğim tek şey; burada huzur bulduğum. Kalabalığına rağmen sakin, karmaşasına rağmen tanıdık… Sanki her gelişimde beni sessizce karşılayan bir yanı var İstanbul’un. Uzun zamandır tren yolculuğu yapmamıştım. Camdan dışarıyı izlerken, kulağımda müzik, içimde güzel bir gün geçecek olmanın umudu… Rayların sesi düşüncelerime karışıyor, zaman biraz yavaşlıyor. O an anlıyorum; bazen varmak değil, yolda olmak iyi geliyor insana. Ve beni bekleyen İstanbul… Sokakları, kokusu, sabah serinliği, bilinmezliğiyle. Bekle İstanbul, ben geliyorum. 🚆✨

Artık Aynı Yerimde Değilsin.

 Bir zamanlar uğruna her şeyi karşınıza alabileceğiniz insan, bir gün hayatınıza yeniden dahil olmak istediğinde ona “hayır” diyebiliyorsanız… geçmişle savaşınızın bittiğini işte o an anlıyorsunuz. Bir zamanlar kalbinizi yerinden söküp atan biri, yeniden kapınızı çaldığında artık sadece sıradan biri gibi geliyorsa, kendi kendinize “evet, bitti” diyorsunuz. Yıllarca verdiğim emeğin, gözyaşının, çabanın sonunun böyle olup olmayacağını içimden geçirdim önce. Sonra uzun uzun attığı mesajlarla bakıştım sessizce. Bir zamanlar benim yazdığım, benim içimde taşınan hisleri şimdi onun cümlelerinde görmek tuhaf bir yankı bıraktı içimde. Tarih gerçekten tekerrürden ibaretmiş. Kimse yaşattığını  yaşamadan ölmezmiş; ben de buna bir kez daha inandım. İnsan hisseder ya… Bir gün o anı yaşayacağını bilir ama vaktini bilemez. Bendeki his de tam olarak buydu. Bunun bir gün olacağını hep biliyordum. Hatta benim sevgim bittikten sonra geleceğini de… Çünkü bir konuda çok emindim: Kimse onu benim k...

Kendime Dönüşün Sessizliği

 Uzun bir koşuşturmadan sonra kendimin sesini duymaya başladığım anlarda yazıyorum bu satırları. Odamdayım… Kulağıma çalınan hafif bir piyano ritmi, bir mumun titrek ışığı ve yalnızca bana ait olan bu küçük dünya… Her şeyden, herkesten uzak; kendi içimde kurduğum başka bir evrenin kapılarını aralıyorum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hisseden Cansu’yla yazıyorum. Ait olduğu yeri nihayet hissedebilen Cansu’yla… Uzun zamandır yüzleşmediğim, hatta yüzleşmekten bile korktuğum geçmişime doğru döndüm bugün. Gözlerimi kapattım… Geçmişte geçirdiğim güzel günleri, hayatımda iz bırakan—ve iz bırakmaya değer—insanları düşündüm. Neler yaşadığımı, neler uğruna neler yaptığımı, nerelerde kendimi kaybettiğimi… Düşüncelerim derinleştikçe, gözlerim kapalıyken kendimi büyük bir kara deliğin içinde gibi hissettim. Meğer geçmişi düşünmek, benim için böyleymiş: içine çeken, nefesi tutan, ışığı emen bir boşluk. Elbette yüzümü güldüren anlar vardı… Ama o kara bulutlardan, ışığı göremeyecek kadar uzaklaşmı...

Kabuğumun İçindeki Dünyam: 1984’e Sığınmak

Resim
  Son zamanlarda kendi küçük kabuğuma çekilip kitaplarımla, dizilerimle ve ders notlarımla kurduğum o sessiz evrende yaşıyorum. İtiraf etmeliyim, insanlardan uzaklaştıkça kelimelere daha çok yaklaşıyor insan. Metroda, otobüste, hatta gecenin bir yarısı telefon ışığıyla okumak… Eskiden “Nasıl oluyor da herkes her yerde kitap okuyabiliyor?” diye şaşırırken, şimdi en olmadık yerler bana kocaman bir okuma köşesi gibi geliyor. Gerçek okuyuculuk galiba tam olarak böyle bir şeymiş. Bazen elimde kitap uyuyakalıyorum. Sabah uyanıyorum, kitabım yerlere düşmüş, bir de Narin Sultan’ın tatlı serzenişleri: “Kızım böyle mi uyunur, üstün açık!” İçsel huzur işte tam da bu anlarda saklı — kendi dünyanda kaybolmak, başını başka hiçbir şeye çevirmek istememek ve  bu huzurun göbeğine oturan bir kitap var şu aralar: George Orwell – 1984. 1984, George Orwell’in distopik bir dünyayı acı bir gerçeklik duygusuyla önümüze koyduğu, insanı hem ürküten hem düşündüren bir başyapıt. Kitapta, sürekli gözetl...