Kendime Dönüşün Sessizliği
Uzun bir koşuşturmadan sonra kendimin sesini duymaya başladığım anlarda yazıyorum bu satırları. Odamdayım… Kulağıma çalınan hafif bir piyano ritmi, bir mumun titrek ışığı ve yalnızca bana ait olan bu küçük dünya… Her şeyden, herkesten uzak; kendi içimde kurduğum başka bir evrenin kapılarını aralıyorum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hisseden Cansu’yla yazıyorum. Ait olduğu yeri nihayet hissedebilen Cansu’yla…
Uzun zamandır yüzleşmediğim, hatta yüzleşmekten bile korktuğum geçmişime doğru döndüm bugün. Gözlerimi kapattım… Geçmişte geçirdiğim güzel günleri, hayatımda iz bırakan—ve iz bırakmaya değer—insanları düşündüm. Neler yaşadığımı, neler uğruna neler yaptığımı, nerelerde kendimi kaybettiğimi…
Düşüncelerim derinleştikçe, gözlerim kapalıyken kendimi büyük bir kara deliğin içinde gibi hissettim. Meğer geçmişi düşünmek, benim için böyleymiş: içine çeken, nefesi tutan, ışığı emen bir boşluk. Elbette yüzümü güldüren anlar vardı… Ama o kara bulutlardan, ışığı göremeyecek kadar uzaklaşmışım.
Sonra birden gözlerimi açtım. Bir süre sonra tekrar kapattığımda ise bu kez geçmişe değil, geleceğe bakmak için kapattım gözlerimi. “Şimdi nerede olmak istiyorum?”, “Nasıl bir hayat istiyorum?” diye düşündüm. Ve farkında bile olmadan yüzümün gülümsediğini hissettim. İçime yayılan o derin huzur, tarif etmesi zor bir sıcaklık bıraktı.
İşte o anda özümü hissetmek dedikleri şeyi tam anlamıyla yaşadığımı fark ettim. Artık kimsenin sorununa kendimden ödün verecek kadar zaman ayırmıyorum. Kalabalık ortamlar beni yormaya başladı; bana iyi gelmeyen insanları hayatımda tutmamak ise özgürleştirici bir karar oldu. Kendimi geliştirmek, zihnimi beslemek, odak noktalarımı artırmak için kitap okuyorum—ve daha çok okumak istiyorum. Kendime kurduğum bu sessiz dünyanın içinde büyüyorum, ilerliyorum, dönüşüyorum.
Hayatımın bir yerinde ise küçük ama ruhumu besleyen bir alışkanlık var: Sokak hayvanlarına mama almak. Arada dokunamasam da mamalarını bir köşeye bırakıyorum. Belki temas edemiyorum ama içimden geçen iyilik onlara ulaşıyor; onların minik dünyasına bir parça sıcaklık katıyor. Bu bile ruhuma iyi geliyor.
Ve bu satırları yazarken içimde başka bir Cansu daha doğuyor: geçmişin gölgesinden çıkıp kendi ışığına yürümeye karar veren, kendisine sahip çıkan, kendi değerini hisseden bir Cansu. Belki de büyümek, yeniden başlamak, aynaya baktığında kendinle barışmak tam olarak bu.
Yeni hayat… İkinci bir ömür gibi. İçimde garip ama tarifsiz bir huzur var
Yorumlar
Yorum Gönder