Beni Sal Deniz: Kütüphane Günlüğü
Bugün kütüphane yollarında bana eşlik eden Denizciğimle geçen günü anlatmak istiyorum.
Hani bazı günler vardır, planladığın gibi gitmez ama tam da olması gerektiği gibi olur ya… işte o günlerden biri. Deniz’le kütüphaneye geldiğimizde saat tam 5’ti.Normalde 5’e kadar asla kalmam. Ciddiyim, as-la.
İlk başta ayrı masalarda ders çalışmaya başladık.
Bir iki saat gayet sakin, herkes kendi dünyasında.
Sonra Deniz “yanıma gel” diye tutturdu. Dayanamadım, gittim.
O tarih çalışıyordu, ben matematik.
Ben sorularla boğuşurken,
“x nedir?”,
“y buraya niye geldi?”,
“bu soru benden ne istiyor?” diye içsel çığlıklar atarken…
Deniz sakince dinliyor, gülümsüyor 😅
Belli ki matematikten çok benim halimle eğleniyor.
Sonra birlikte molaya çıktık.
Aldıklarımızı yedik, sohbet ettik.
Ama o molalar yok mu…
Normalde ben tek başıma gittiğimde 10 dakika temiz hava yeter.
Deniz olunca sanki kütüphaneden çıkıp cafeye çay içmeye gitmişiz gibi:
gülmeler, anlatmalar, konu konuyu açmalar…
Bir baktım saat dolmuş.
“Hadi kalk, salona dönüyoruz” dedim kendi ciddiyetimi hatırlatır gibi.
Ben hep aynı salona giderim.
Ama Deniz sayesinde kütüphanede başka salonları da keşfettik.
Bana kalsa geç geldiğimiz için 9’a kadar kalacaktım ama annesi arayınca erken çıkmak zorunda kaldık.Çıkarken de “yarın yine gidelim” diyor Denizciğim…
Denizciğim, seni çok seviyorum ama…
bazen içimden
“beni sal” demek geliyor.
Ortak çalışma bana göre değil.
Herkes bireysel,
her koyun kendi bacağından asılsın,
ben sorularımla, sen tarihinle 😄
Yorumlar
Yorum Gönder