Bir gün daha, bir adım daha.

  Bir kütüphane yolu..

Bir yokuş tırmanışı…

Biraz koşturmacalı, biraz nefes nefese geçen bir günün sonundan yazıyorum bu satırları.


Her gün güne gün sayarak uyanmak…

Dersane, ev, kütüphane arasında mekik dokumak gerçekten çok ama çok yorucu. Zaman bazen akmıyor, bazen yetmiyor. Günün içinde kaç kez “bir mola daha” dediğimi sayamıyorum bile.


Ama itiraf etmeliyim;

Ne kadar yorucu olursa olsun, her gün o yokuşu bir adım daha tırmandığımı da hissediyorum. Belki küçük adımlar, belki kimsenin fark etmediği ilerlemeler… Ama benim içimde yankısı büyük.


Bu aralar kütüphane benim sığınağım gibi.

Evet, evde de çalışabilirim.

Evet, dersanede de.

Ama insanın “mekânı” olunca her şey daha başka oluyor. O masaya oturunca zihnim de benimle birlikte ciddiye alıyor işi. Zaman daha verimli, odak daha net akıyor.


Ve eve dönerken içimden hep aynı cümle geçiyor:

“Bugün de görev tamam.”


Eve geçince artık gönül rahatlığıyla uyuyabilirim diyorum.

Tıpkı şimdi, evin yolunu tutmuşken hissettiğim gibi…

Yorgun ama huzurlu.

Bitkin ama içi rahat.


Şimdi tek bir isteğim var:

Direkt uyumak.


Yatağımm…

Canım yatağımm…

Ahh bebeğim :)


Yarın yine aynı yollar, aynı yokuş.

Ama bir adım daha yukarıda uyanacağımı bilerek.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Pazar Sabahı Hayallerin Peşinde

Hepimiz Biraz Vaka Değil Miyiz?

Bursa’da Beş Günlük Bir Kamp Serüveni