Yorgunluğun Adı Bazen Hayaldir

  Bir kütüphane serüveninden herkese merhaba  merhabaa :)

Ankara ayazında dışarıda kar yağan bir günde ben düşmüşüm MEB hayallerimin peşine :)

Soğuk, kar, fırtına yüzüme çarpmış; belim ağrıdan kopmuş, regl ağrısından ölüyorum… ama bana mısın demiyor bunlar bana. Çünkü bazı hayaller var ya, insanın üstüne üstüne gelen her şeye rağmen “durmak yok” dedirtiyor.


Geliyorum masama oturuyorum. Çantam ağır, omuzlarım daha ağır. O an tek düşündüğüm şey:

Bugün hangi konuyu bitirsem? Hangisini halletsem?

Kafamın içinde dönüp duran tek düşünce bu artık. Bünyem o kadar yorgun ki, kendimdeki değişimi fark edemiyorum bile. Aynaya bakmaya hâlim yok, yüzümdeki yorgunluğu okumaya enerjim yok.


Bugün arkadaşım bana “Cansu, gözaltlarına ne oldu, neden morardı?” dedi.

O an durdum. Düşündüm. Uykusuzluktan değil… meğer yorgunluktanmış. Ama ben o ana kadar bunun bile farkında değilim. İnsan bazen kendini o kadar ihmal ediyor ki, beden sinyal veriyor ama zihin hâlâ “bir konu daha” diye diretmekte.


Ahh bir de ay… beni yerden yere vuran regl ağrısı.

Duygusallığım zirvede, her şeye sinirlenmelerim iki katına çıkmış. Küçük bir şey büyüyor, basit bir cümle kalbime batıyor. Tepkilerim büyüyor, içimdeki fırtına dışarıdaki kardan geri kalmıyor. Çikolata isteğimi hiç saymıyorum bile… Sanki çikolata yesem hayat çözülecek, dünya biraz daha katlanılır olacak gibi.


Ama tüm bunların arasında tuhaf bir şey var:

Vazgeçmiyorum.

Belim ağrıyor, gözlerim yanıyor, ruhum yorgun ama hâlâ buradayım. Kütüphanede, masamda, hayallerimin tam ortasında. Belki bugün çok verimli değilim, belki aynı sayfayı üç kere okuyorum ama yine de buradayım ya… işte bu bile bir şey.


Bazen güçlü olmak; dimdik durmak değil,

Ağrıya, yorgunluğa, duygusallığa rağmen sandalyeye oturup “devam ediyorum” diyebilmekmiş.

Bugün bunu anladım.


Şimdi çantamda ağrı kesici, aklımda yarım kalan konular, kalbimde yorgun ama inatçı bir umutla yazıyorum bunları.

Belki yarın daha iyi olurum, belki yine aynı… ama biliyorum ki bu kütüphane serüveni bir gün dönüp gururla hatırlayacağım bir yol olacak.


Şimdilik bu kadar.

Biraz çikolata, biraz nefes, sonra yine devam… ☕❄️

Bir kütüphane serüveninden herkese merhaba merhabaa :)

Ankara ayazında dışarıda kar yağan bir günde ben düşmüşüm MEB hayallerimin peşine :)

Soğuk, kar, fırtına yüzüme çarpmış; belim ağrıdan kopmuş, regl ağrısından ölüyorum… ama bana mısın demiyor bunlar bana. Çünkü bazı hayaller var ya, insanın üstüne üstüne gelen her şeye rağmen “durmak yok” dedirtiyor.


Geliyorum masama oturuyorum. Çantam ağır, omuzlarım daha ağır. O an tek düşündüğüm şey:

Bugün hangi konuyu bitirsem? Hangisini halletsem?

Kafamın içinde dönüp duran tek düşünce bu artık. Bünyem o kadar yorgun ki, kendimdeki değişimi fark edemiyorum bile. Aynaya bakmaya hâlim yok, yüzümdeki yorgunluğu okumaya enerjim yok.


Bugün arkadaşım bana “Cansu, gözaltlarına ne oldu, neden morardı?” dedi.

O an durdum. Düşündüm. Uykusuzluktan değil… meğer yorgunluktanmış. Ama ben o ana kadar bunun bile farkında değilim. İnsan bazen kendini o kadar ihmal ediyor ki, beden sinyal veriyor ama zihin hâlâ “bir konu daha” diye diretmekte.


Ahh bir de ay… beni yerden yere vuran regl ağrısı.

Duygusallığım zirvede, her şeye sinirlenmelerim iki katına çıkmış. Küçük bir şey büyüyor, basit bir cümle kalbime batıyor. Tepkilerim büyüyor, içimdeki fırtına dışarıdaki kardan geri kalmıyor. Çikolata isteğimi hiç saymıyorum bile… Sanki çikolata yesem hayat çözülecek, dünya biraz daha katlanılır olacak gibi.


Ama tüm bunların arasında tuhaf bir şey var:

Vazgeçmiyorum.

Belim ağrıyor, gözlerim yanıyor, ruhum yorgun ama hâlâ buradayım. Kütüphanede, masamda, hayallerimin tam ortasında. Belki bugün çok verimli değilim, belki aynı sayfayı üç kere okuyorum ama yine de buradayım ya… işte bu bile bir şey.


Bazen güçlü olmak; dimdik durmak değil,

Ağrıya, yorgunluğa, duygusallığa rağmen sandalyeye oturup “devam ediyorum” diyebilmekmiş.

Bugün bunu anladım.


Şimdi çantamda ağrı kesici, aklımda yarım kalan konular, kalbimde yorgun ama inatçı bir umutla yazıyorum bunları.

Belki yarın daha iyi olurum, belki yine aynı… ama biliyorum ki bu kütüphane serüveni bir gün dönüp gururla hatırlayacağım bir yol olacak.


Şimdilik bu kadar.

Biraz çikolata, biraz nefes, sonra yine devam… ☕❄️




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Pazar Sabahı Hayallerin Peşinde

Hepimiz Biraz Vaka Değil Miyiz?

Bursa’da Beş Günlük Bir Kamp Serüveni