Geçecek günlerin hikayesi

 Sınav yaklaştıkça üzerime çöken o tanıdık yorgunluk… Saatler ilerledikçe ağırlaşan göz kapaklarım, sayfalar arasında kaybolan düşüncelerim ve bazen içimde büyüyen “hiç bitmeyecek” hissi… Kitapların altında eziliyormuşum gibi geliyor bazı anlarda. Sanki her konu, her test biraz daha yükleniyor omuzlarıma.


Ama yine de bugün cümleye başka bir yerden başlamak istiyorum:


Bir kütüphane yollarından günaydın…


Sessizliğin içinde yankılanan kalem sesleri, sayfaların hışırtısı ve herkesin içinde taşıdığı o görünmeyen mücadele… Aslında yalnız değilim, bunu en çok burada hissediyorum. Herkesin kendi savaşı var; kimisi umutla, kimisi yorgunlukla ama bir şekilde devam ediyor.


Bazen içimde bir ses “yetmiyor” diyor. Ne kadar çalışsam da eksikmiş gibi, yetişemeyecekmişim gibi… Ama sonra başka bir ses daha var, daha sakin, daha sabırlı: “Geçecek” diyor.


Geçecek, bunu biliyorum.


Belki bugün zor, belki yarın da öyle olacak. Ama bir gün bu satırları tekrar okuyacağım. Aynı kütüphaneye bu kez öğrencilerimle geleceğim. Belki bir köşede oturup onlara “Ben de buradaydım” diyeceğim. Sonra bir fotoğraf çekeceğim… ve buraya dönüp uzun uzun sevinçlerimi yazacağım.


Bugünlerin ağırlığı, yarının gururuna dönüşecek.


O yüzden biraz daha sabır… biraz daha direnç…

Çünkü bu hikâye yarım kalmayacak.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hepimiz Biraz Vaka Değil Miyiz?

Bursa’da Beş Günlük Bir Kamp Serüveni

Sıradan Bir Günde Sıradışı Düşünceler